90’larda Yılbaşı Geceleri Nasıldı?

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 11:45

‘Ah şu 90’lı senelerin başları dahi bir başka güzeldi!’ serzenişleriyle iç geçiriyor musunuz bilmem sevgili müzeseverler, bizzat geçmişimizin naif ve mütevazı senelerine beslediğim o doğal sevgi, içimi titreten o nostaljik tat 90’ların yılbaşı gecelerini baştan savma anımsayınca hafif bir sekteye uğramadı değil… Garip zamanlardı, alışmadan sürükleniyorduk her türlü farklığın peşinden, o güne kadar efendi efendi TRT’nin yılbaşı programlarını izlerken, ayrılarak çoğalan özel kanallar arasında kıyasıya rekabet dönemi başlamıştı. Yılbaşı gecesi evinde oturup televizyona bakarken tombalasını oynayan, Ulusal Piyango Yeni Sene Özel Çekilişi yaklaştıkça tatlı bir heyecana teslim olan ortadirek Türk ailesini tavlamak için yeni yollar üretmek koşuldu. Eh, açıkçası her yeni fikrin de güzel olması gibi bir kaygı da güdülmüyordu, böylelikle rekabet ateşi harlanırken ekranlarımız o bilinen günde çeşit çeşit sanatçılarla, programlarla doldu taştı.

O zamanlar ismi ‘eyç-bi-bi’ değil, ‘ha-be-be’ şeklinde okunsun diye kampanyalar yürütülen HBB de bu savaşın taraflarından biriydi.

Yılbaşı geceleri için televizyon kanalları ufak çaplı bir serveti gözden çıkararak, dönemin en afilli sanatçılarını kendi saflarına çekebilmek için kıyasıya mücadeleye koyulurlardı.Ancak büyük yıldızlar, yüksek olasılık ayaklarına serilen kese kese altına karşın, değişik bir kanaldan alacakları tutarı da gözden çıkarmaya yanaşmazlardı. Bu vaziyetin kaçınılmaz neticesi da, örnek Sibel Can’ın Kanal 6’da canlı yayındayken, Star TV’de banttan programıyla hanelerimize misafir olmasıydı. Aynı anda iki kanalda aynı insanın arz-ı endam etmesi biz küçüklerin kafasını bir hayli karıştırır, bilimkurgu filmlerinden tanıdık olduğumuz insan kopyalama işleminin ülkemiz topraklarında başarıyla uygulandığına hemen hemen ikna olurduk.

Az mı merak ettik Mezdeke grubu azalarının peçelerin ardına gizlenmiş suretlerini…

Yeterli sayıda tanınmış sanatçımızı kendi bünyesine toplamayı muvaffak olan kanallar, ‘madem bu kadar ünlüye para döktük, etinden sütünden yararlanalım’ düsturuyla bu topluluğa acayip mizansenler eşliğinde özel performanslar da hazırlarlar, saatler 12’yi gösterdiğinde kah birbirlerine balon atarak, kah konfeti yağmuru eşliğinde hep bir ağızdan umut, sulh ve mutluluk iletileri aşılayan bir şarkı seslendirirlerdi.

Evet, o zamanlar Victoria’s Secret filan bilmezdik, dolayısıyla aile erkeklerinin iple çektiği an, dansözlerimizin kıvrak figürlerini sergiledikleri bölümdü. Her kanalda asgari bir dansöz çıkar, sonrası gün kulislerde hangi dansözün daha iyi olduğu tartışılırdı. Dünyamız küçüktü vesselam, dansözlerimizle mutluyduk, ammavelakin tamahkarlığın pençesine düşeceğimiz günler çok yakındı…

Yıl 1995. Gazeteler, televizyonlar yıkılıyor: Yılbaşı gecesi 3D yayın yapılacak ve yalnızca

Türk’ün 3. Boyutla Sınavı.

özel 3D gözlüklere sahip olanlar bu benzersiz görsel şölenden yararlanabilecek. Biz çocuklar Dinozorlar mecmuasından çıkan gözlüklerimizi arayaduralım, büyükler Migros senin, gazete bayiileri benim 3D gözlük avına çıkmışlardı dahi. Kadın, erkek, genç, yaşlı, küçük, büyük, ihtiyar, kızlar, delikanlılar ve biz sevimli çocuklar ekran başına heyetmiş, Hülya Avşar’ın yeni şarkısı haysiyetine stüdyoda oluşturulan çingene kasabası ortamının 3D imtiyazıyla keyfini sürüyorduk. En azından sürdüğümüze kendimizi inandırmaya çalışıyorduk. Evet, ufak bir derinlik sağlanmıştı görüntüde fakat, Hülya ‘düş gibi’ güzelliğiyle tıpkı hanemizin salonundaymış gibi şarkı söylemiyor, Esmeralda örneği raksetmiyordu… Sonrası gün yakıntılar havada uçuştu, halk galeyana geldi ve sonrasında yetkililerin izahıyla anladık ki, en azından bazılarımız gözlüklerimizi gözümüze takmayı muvaffak olmuştuk, olayı çok daha değişik boyutlara taşımaya girişim edenler de azımsanacak bir kitle değildi… Yıl 2011, Na’viler canları pahasına özgürlük savaşına girmişler, Hugo Méliès’in sırrının peşinde Orsay Garı’nda koşturmuş, biz de 3D gözlüklerimizi nasıl kullanacağımızı öğrenmişiz en azından.

Yılbaşında Tarkan’ı ekrana çıkarmak yarışa 1-0 önde başlamaksa, Tarkan’a alaturka söyletmek 5-0 önde başlamaktı…

‘Avşar kızı’ 3. boyuta koştu da diğerleri nal mı topladı sandınız?

90’ların sonlarına yaklaşıldıkça yaratıcılık biraz daha zorlanmaya başladı, dizilerde yılbaşı özel bölümlerine alıştık, ‘Tarkan’ın alaturka söylemesi’ gibi heyecanla beklediğimiz performanslar oldu ama, yılbaşı gecelerinin o haftalar öncesinden duyurulmaya başlanan özel programları, sır gibi saklanan sürprizleri de hayatımızdan ağır ağır çıktı gitti. NTV’nin konsept programları, CNBC-E’nin Victoria’s Secret Fashion Show’u, Arka Sokaklar’ın yılbaşı özel bölümü derken yuvarlanıp gidiyoruz işte bu günlerde. Ama ne ile karşılaşacağını tahayyül bile edemeden, 3D gözlükler elde dansözü beklemenin heyecanı nerede var sorarım size sevgili müzeseverler?

2011’in son yazısını, Hülya Avşar’ın 3D yayınlanan meşhur performansının görüntüleriyle bitirirken yeni senede tüm dileklerinizin gerçek olmasını umuyoruz. 2012’de de ortak tarihimizin 90’lı senelerini beraberce eşelemek üzere, ”bizi özleyin anacım, baaaayy!”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir